Ana Sayfa Arama
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ankara’nın Tarihi Yerleri: Antik Kentlerden Cumhuriyet’e

Ankara’nın tarihi yerlerini keşfedin! Gordion Antik Kenti, Midas Tümülüsü, Augustus Tapınağı, Roma Hamamı, Ankara Kalesi, TBMM binaları, Hacı Bayram Camii ve Anıtkabir gibi antik kentlerden Cumhuriyet’in simgelerine kadar başkentin tarih kokan rotalarını öğrenin.

Ankara’nın tarihi yerlerini keşfedin! Gordion Antik Kenti, Midas Tümülüsü, Augustus

Ankara’nın Tarihi Yerleri: Antik Kentlerden Cumhuriyet’e

Ankara dendiğinde aklınıza sadece takım elbiseli bürokratlar geliyorsa, bu kadim şehre büyük haksızlık ediyorsunuz demektir. Bozkırın ortasında parlayan bu kent, binlerce yıllık medeniyetlerin ayak izlerini taşıyor. Friglerden Romalılara, Selçukludan Osmanlı’ya ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş destanına kadar uzanan bir zaman tünelidir burası. Ankara’nın turistik yerleri sadece müzelerden ibaret sanılmasın; her sokak başında, her tepesinde farklı bir dönemin fısıltısını duyarsınız. Gelin beraber başkentin tarih kokan sokaklarında bir yolculuğa çıkalım.

Ankara’nın Tarihi Yerleri Nereler?

Başkent, tarih meraklıları için adeta bir açık hava müzesi gibidir. Ankara’nın tarihi yerleri hakkında kısa bilgi vermek gerekirse; şehrin katman katman açılan bir hazine sandığı olduğunu söyleyebiliriz. Ulus’un ara sokaklarından Çankaya’nın köşklerine uzanan bu hatta, hem Antik Çağ’ın gizemini hem de Milli Mücadele’nin ruhunu solursunuz. İster Ankara’nın tarihi ve turistik yerleri gezmek için kısa bir hafta sonu ayırın, ister uzun bir kültür turu planlayın her halükarda şaşıracağınız bir şehirdir.

Gordion Antik Kenti ve Midas Tümülüsü

Polatlı taraflarına yolunuz düşerse, tarihin en ünlü efsanelerinden birine ev sahipliği yapan Gordion sizi karşılar. Burası Frigya’nın başkenti. Hani şu “eşek kulaklı” Kral Midas’ın ve “Kördüğüm” efsanesinin beşiğidir burası. Midas Tümülüsü, devasa yığma tepesiyle sizi büyüleyecektir. Mezar odasına giden o uzun tünelde yürürken zaman kavramını yitirebilirsiniz.

Augustus Tapınağı

Ulus’ta, Hacı Bayram Camii’nin hemen bitişiğinde, tarihin inançla nasıl iç içe geçtiğinin en güzel kanıtıdır Augustus Tapınağı. Roma döneminden kalma bu yapı, duvarlarındaki yazıtlarla “taşlara kazınmış bir vasiyetname” gibidir. İki farklı inancın, iki farklı dönemin sırt sırta verdiği bu nokta, Ankara’nın hoşgörü iklimini özetler.

Roma Hamamı

Çankırı Caddesi üzerinde, şehrin göbeğinde bir Roma mirasıdır. Sütunlu yolu, geniş avlusu ve ısıtma sistemlerinin kalıntılarıyla Roma Hamamı, dönemin mühendisliğine şapka çıkarttırır. Şehrin gürültüsünden kopup antik dönemde insanların nasıl sosyalleştiğini hayal etmek için birebirdir.

Julianus Sütunu

Halk arasında “Belkıs Minaresi” olarak da bilinir. Ulus’ta yürürken aniden karşınıza çıkan, leyleklerin tepesinde yuva yapmayı çok sevdiği o meşhur sütun. Roma İmparatoru Julianus’un Ankara’yı ziyareti onuruna dikilmiş bu taş anıt, yüzyıllardır olduğu yerde, tüm vakurluğuyla şehri izliyor.

Ankara Kalesi

Şehrin kalbi tam olarak burada atar. Ankara’nın tarihi ve doğal güzellikleri ayaklarınızın altına serilir buradan. Kalenin surlarına çıktığınızda, kiremit çatılı eski Ankara evlerini ve modern şehri aynı karede görürsünüz. Kale içi sokaklarında kaybolmak, antikacılardan eski eşyalar toplamak ve o tarihi dokuyu hissetmek paha biçilemez.

Roma Tiyatrosu

Kalenin eteklerinde, yıllarca saklı kalmış ve son dönemdeki restorasyonlarla gün yüzüne çıkarılmış bir hazine. Antik çağda binlerce kişinin oyunlar izlediği bu alan, Ankara’nın Roma döneminde ne kadar önemli bir metropol olduğunu kanıtlıyor.

Hacı Bayram Camii

Ankara’nın manevi muhafızı Hacı Bayram-ı Veli’nin türbesinin de bulunduğu bu cami, şehrin en huzurlu köşeslerinden biri. Ahşap işçiliği, çinileri ve atmosferiyle insanı içine çeken bir dinginliği var. Özellikle kandil gecelerinde ve bayram sabahlarında buradaki maneviyatı solumak gerek.

Arslanhane Camii

Kale içinde saklı bir mücevherdir Ahi Şerafettin Camii, bilinen adıyla Arslanhane. 13. yüzyıldan kalma bu Selçuklu eseri, o muazzam ahşap direkleri ve kündekari tekniğiyle yapılmış minberiyle sizi 800 yıl geriye götürür. Sadeliğin içindeki ihtişam tam olarak budur.

Akköprü

Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat zamanında yapılan bu köprü, Yenimahalle tarafında, modern yolların arasında bir tarih abidesi gibi durur. Eskiden kervanların şehre giriş noktasıydı, şimdi ise geçmişle gelecek arasında bir bağdır.

Sulu Han

Ulus Hali’nin karmaşası içinde bir nefes alma durağı. Osmanlı döneminde ticaretin kalbi olan bu han, avlusundaki şadırvanı ve etrafındaki dükkanlarla hala yaşıyor. Burada bir bardak çay içip soluklanmadan Ankara’yı gezdim demeyin.

Çengelhan ve Safranhan

Rahmi Koç Müzesi’ne ev sahipliği yapan Çengelhan ve hemen yanındaki Safranhan, restorasyonun en güzel örneklerinden. Sanayi tarihine tanıklık ederken, Osmanlı han mimarisinin o sıcak dokusunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

I. TBMM Binası (Kurtuluş Savaşı Müzesi)

Ulus Meydanı’nda, taş binanın önünden geçerken tüylerinizin diken diken olmaması imkansız. Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı, sıralarında gaz lambasıyla çalışılan o mütevazı bina. Kurtuluş Savaşı’nın hangi şartlarda kazanıldığını anlamak için burayı mutlaka görmelisiniz.

II. TBMM Binası (Cumhuriyet Müzesi)

Hemen birinci meclisin aşağısında yer alır. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki devrimlerin, çok partili hayata geçiş sancılarının tanığıdır. Genel Kurul salonuna girdiğinizde tarihin ağırlığını omuzlarınızda hissedersiniz.

Ankara Palas

Cumhuriyet balolarının, diplomatik görüşmelerin, modernleşen Türkiye’nin simgesidir. Mimar Kemaleddin’in imzasını taşıyan bu yapı, dışarıdan bakıldığında bile zarafetiyle büyüler.

Eski Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası

İtalyan Mimar Giulio Mongeri’nin eseri olan bu bina, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın en görkemli örneklerinden. Sadece bir banka değil, taş işçiliği ve vitraylarıyla bir sanat eseridir.

Etnografya Müzesi

Namazgah Tepesi’nde yükselen, Atatürk’ün naaşına 15 yıl ev sahipliği yapmış o kutsal mekandır. Türk kültürünü, folklörünü ve sanatını yansıtan eserlerin yanı sıra, mimarisiyle de Ankara siluetinin vazgeçilmezidir.

Atatürk Müze Köşkü (Çankaya Köşkü)

Bağ evi olarak bilinen, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında hem evi hem de çalışma ofisi olarak kullandığı yer. O meşhur “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” sözünün yankılandığı duvarlar buradadır.

Anıtkabir

Ve Ankara’nın tacı… Sadece bir anıt mezar değil, bir milletin minnetinin taşa bürünmüş halidir. Aslanlı Yol’dan yürüyüp mozoleye ulaştığınızda hissettiğiniz o saygı ve hüzün karışımı duygu tarif edilemez. Ankara gezinizin başlangıç veya bitiş noktası mutlaka burası olmalı.

Sıkça Sorulan Sorular

Ankara’nın Tarihi Yerleri Nelerdir?

Ankara’nın tarihi yerleri saymakla bitmez ancak ilk akla gelenler; Anıtkabir, Ankara Kalesi, Eski Meclis Binaları (I. ve II. TBMM), Hacı Bayram Camii, Augustus Tapınağı, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Roma Hamamı ve Gordion Antik Kenti’dir. Bu mekanlar şehrin binlerce yıllık serüvenini özetler.

Ankara’nın Antik Kenti Nelerdir?

Ankara sınırları içerisinde en bilinen antik kent, Polatlı’daki Gordion Antik Kenti’dir. Ayrıca şehir merkezindeki Roma Hamamı, Augustus Tapınağı ve Roma Tiyatrosu da antik dönemin günümüze ulaşan en önemli parçalarıdır. Ahlatlıbel ve Gavurkale gibi bölgelerde de antik yerleşim izlerine rastlanır.

error: Sağ tıklamanız engellenmiştir.